Yönetmen Korhan Bozkurt ile Sinema ve Moda

Bu hafta konuğumuz Yönetmen Korhan Bozkurt ile sinema ve moda üzerine küçük bir söyleşi yaptık.

Bir çoğumuz onu yönetmen olarak tanısak da kendisi aynı zamanda hem senarist, hem yazar ve hem de müzisyendir.

Sinema ve moda ilişkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sanat insana dair her şey ile ilgilenir.  Sinema da bundan muaf değil tabi ki. Moda ile ilişkisini sanırım en iyi eski filmleri izleyerek anlayabiliriz. Dönem filmlerini kastetmiyorum, o dönemde çekilmiş filmlerden bahsediyorum. Mesela 60’lı yılların bir Amerikan yapımını izlediğinizde sonra da 90’lı yıllarında bir Avrupa filmini izlediğinizde sinema ve moda ilişkisinin ne kadar iç içe olduğunu görebilirsiniz.

 

Bir yönetmen olarak karakterlerinizi oluştururken kıyafetlerini nasıl belirliyorsunuz?

Gündelik hayatımızda her ne kadar öyle yapmak istemesek de insanları dış görünüşleri ile kategorize ediyoruz. Hatta eskilerin ilk intiba dedikleri şey biraz da böyle bir şey sanırım. Tabi ki gerçek yaşamlarımızda bunun ortaya çıkardığı ön yargı hatalarımız ile de yüzleşiyor bu da ayrı bir konu ama yine de bir kişiyi öncelikle görünüşü ile aklımızda kategorize ediyoruz. Bir filmde de bu sebeple karakteri izleyici ile en kısa yoldan tanıştırma araçlarımızdan biri ne giydiği. Nerede yaşadığı, ne tür aksesuarlar kullandığı ( araba, telefon vs) Bunlar en azından karakterin sosyo ekonomik durumunun çerçevesini çizmeye yarıyor.  Tabi ki bir filmde karakterin derinliği sadece üzerine giydiği kıyafet ile ele alınamaz ama başta da dediğim gibi ilk intiba adına değerli. Şunu da ekleyelim yine az önce söylediğim gibi bu bakış nasıl ki insanı bir ön yargı ve hataya sürükleyebilir, yönetmen de seyirciyi kostüm kullanarak yanıltma yoluna gidebilir…

 

Filmleriniz arasında modayı en yakından takip ettiğiniz film hangisi?

Benim sanırım “O Kadın” filmim kostüm ve moda özeni açısından en titiz olduğum filmimdi. Birkaç sebebi var öncelikle ana karakter bir stilistti. Bir diğer sebebi de diyalogsuz bir film olduğu için karakterlerin farklılıklarını seyirciye aktarmak için kostümleri önemli kozlarımdan biriydi. Bu sebeple filmde hem çok iyi bir sanat yönetmeni ekibi ile çalıştım hem de Ferruh&Sibel Karakaşlı’dan tasarımlar konusunda danışmanlık aldım.  Daha henüz senaryoyu çalışıyorken Sibel ile birlikte çalışıyorduk.

 

Kostümleri açısından en beğendiğiniz filmler hangileri?

Buna direkt cevap vermem zor. Filmleri sadece kostümleri açısından değerlendirmiyor ve de bu şekilde hatırlamıyorum açıkçası. Ama özellikle günümüz gerçek öykülerinin dışına çıkan ama tarihsel&dönem filmleri, ama bilim kurgu&fantastik türleri kostüm açısından farklı buluyorum. Bu tarz filmlerde kostümü de hayal etmek ve yaratmak adına büyük emek harcanıyor. En ince detayına kadar uzun süren çalışmalar yapılıyor. Bu tarz filmleri bu sebeple sanat yönetimleri açısından hep taktir ediyorum.

 

Moda hakkında bir film çekseniz nasıl bir konu işlemek isterdiniz?

Moda dünyası ile ilgili güzel filmler yapıldı mesela Gia bir top model öyküsüydü yanılmıyorsam. Biyografi tarzında Angelina Jolie oynamıştı.  Devil Wears Prada (Şeytan Marka Giyer) yine güzel bir filmdi.  Modanın trendlerinin nerede, nasıl şekillendiğini hep merak etmişimdir. Bunun üzerine bir film yapmak hoşuma gider. Biraz komplo teorileri barındıracaktır tabi ki.

 

Bireysel olarak hayatınızda modaya önem veriyor musunuz, sevdiğiniz veya hiç sevmediğiniz kıyafetler var mı?

Kendi hayatımda pek ilgilenmiyorum moda ile. Genelde eline geçeni giyen ve bunu dışarıdaki havaya bile uydurmakta zorlanabilen bir tarzım var. Biraz görsel yönümün gelişmesi ile sanırım tavsiyelerim olabiliyor etrafıma ama mevzu kendi giyimim ise moda ile bir ilgim olduğunu söyleyemem. Genelde ortama uygun genel geçer doğru olanı giymeye çalışıyorum. Ama genel olarak kendimde de, hayatımda da, çevremde de açık ayakkabıyı sevmediğimi söyleyebilirim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.